15 Haziran 2009

Tatilden Hemen Önce

Artık uzun aralar vermeye o kadar alıştık ki, klasik girişimi yapmak biraz fazla klasik olacak:) Uzun bir aradan sonra yeniden buradayız demek yerine, kısa bir girişle buradayım desem daha yerinde olacak galiba, ne dersiniz.

Bazen diyorum ki kendi kendime; "bunun günlükle ne alakası kaldı, aylık, hatta yıllık bile denilmeyi hak ediyor aslında". Bazen de "sen artık bu işi yapamıyorsun, bırak peşini" dediğim oluyor. Bu ikinci düşüncem, sonra bir başkasıyla çatışıyor; "olur mu hiç öyle şey" diyor muhalif olan, "bu vesile ile dünyanın dört bir yanından tanıştığın insanları nasıl unutursun, hem paylaşmanın lezzetini de yabana atıyorsun bak, takipçilerini ihmal ettiğin yetmiyormuş gibi... cık cık cık" diye bana kafa tutuyor üstüne üstlük.
Eh, bana da boyun eğmek düşüyor, sanırım haksız sayılmaz bayan muhalefet:)
Hadis yarışmasından sonra biraz duruluruz sanarken, önemli bir olayı unuttuğumu sonradan anladım: SBS yi. Kızıma göre açılımı Sana ne Benim Seviyemden olan, yarışlar disizinin bu ilk basamağı bizim için kolay atlatıldı şükürler olsun. Baksanıza unutuyorum bile:)
Öyle çok hırslı Bir Anne değilimdir zaten, sağolsun kızım da zorlamadı bizi. Sınav salonuna girerken hızlı atan bir minik yürek, minik ceylanının büyüdüğünü görerek gözleri yaşaran Bir Anne, her zamanki gibi soğuk kanlılığıyla "ne var bunda ağlayacak" diyen bir baba, eve gelir gelmez kardeşinin netlerini heyecanla heseplayan bir abi olarak atlattı bizim takım bu yarışı.
İşin tuhaf yanı; bizim ülkeden bu sınavlar kalksa, biz neyle heyecanlanacağız artık bilemiyorum. Ucuz ama kaliteli dersane ara, aylar boyu dersane kapılarını aşındır (benim kızım gitmedi dersaneye), psikologlardan tavsiyeler al, son hafta çocukların en olmadık isteklerine boyun eğ, onları şımart, son bir kaç gün gez, toz, eğlen, stres at, geceden kalem, silgi, photo ID, giriş belgesi, çikolata, şekerleme, su vs hazır et (sanki pikniğe gidiyoruz:), sabah ailecek yola koyul, park yeri ara, koştur koştur salona git, evladını sanki cenke yollarmışcasına dualarla, kucaklamalarla sınava gönder... Hayatımızın bir parçası olmadı mı bu yazdıklarım? Ve hadi itiraf edin, benimsedik de. Diyorum ya, bunlarsız biz yarımız vesselam:)
SBS bir şey değil, bu çocukların önünde daha ne sınavlar var. ÖSS veya adı her olarak değişecek o büyük sınavdan bile çok daha büyük sınavlar atlatacak bu yavrular. S leri bir kenara bırakıp asıl hayat imtihanına hazırlamalı onları. Yoksa onlardan önce biz sınıfta kalırız, benim de korktuğum bu...
Herkese iyi tatiller. Tatil hediyem de, kızımın süslemeleriyle renklendirdiğimiz pastamız. Eh, bir SBS li olarak bu yazıya da ancak onun mahareti yakışırdı değil mi ama?
Ağzınızın tadı eksik olmasın efendim...
Bir dahaki sefere kadar muhabbetle kalın.

02 Mayıs 2009

Aşure Salatası

Yine uzun süren bir aradan sonra burada olmak güzel. Bu kış her zamankinden daha yoğun ve hareketli geçti. Yaklaşan yazla birlikte dönem sonu etkinliklerimiz artsa da, paylaşılası birikimlerin en seçmesinden seçilen bir kaç kare ile kaldığımız yerden devam edelim istiyorum.

Bu kışı benim için en verimli kılan İmam Nevevi Hazretlerinin Riyazü's Salihin adlı hadis kitabında yer alan İncileri ipe dizmek maksadıyla yapılan haftalık buluşmalar, çalışmalar, ezberler, paylaşımlar, öğrenimler, hatırlamalar, tecrübeler, muhabbetler... di.
Yaklaşık altı ayın sonunda biten 1. cilt; 12si arapçasıyla olmak üzere zihinlere ve gönüllere kazınan 65 Hadis; pekişen, yeşeren dostluklar...
Son günkü arapça hadis yarışmamız, kazanılan bir 2.lik, sonrasında o altı ayda yaşanılanların, zorlanılan zamanların, kazanımların, sebeplerinin ve tecrübelerin konuşulduğu bir muhabbet ortamı. O günden bana kalan kazanım çok.
Size sunacağım ise; bu bereketli güne has bir salata; Aşure Salatası. Normalde mütevazi ikramlarla yürütülen çalışmanın sonunda, arkadaşlar; "son gün özel olacak, herkes maharetini döksün" deyip organizeye girişince bana salata yapmak düştü.
Bir gün öncesinde misafir ağırlamış, evdekileri tüketmiş, alışverişe de zamanı kalmamış Bir Anne ne yapsın;
  • acaba ne var evde deyip, araştırınca bulduğu bir bardak ince bulguru kaynar suda ıslattı
  • içine evde ne yeşillik varsa; nane, maydanoz, marul, azar azar doğradı
  • bir kutu nohut, bir kutu meksika fasulyesi, bir kutu mısır konservelerini süzüp karışıma ekledi
  • bir kaç dilim turşu,
  • biraz tuz, karabiber, zeytinyağı,
  • bolca çörek otu, kimyon ekledi

Teşbihte hata olmazsa eğer Nuh As. ın gemisinde arta kalanlarla pişen mübarek Aşureyi hatırlattığı için adına da Aşure Salatası dedi.

Afiyet, şifa olsun...

31 Mart 2009

Hasan Pasa Koftesi

Malzemeler:
Kofte Icin;

  • Yarim kilo kiyma
  • 2 dilim bayat ekmek veya 1 cay bardagi irmik
  • 1 kuru sogan
  • 1 yumurta
  • Tuz, Karabiber, Kimyon

Pure Icin;

  • 3-4 adet patates
  • Sut
  • Tuz

Domates Sosu icin;

  • 3 domates
  • Zeytinyagi
  • Tuz, Karabiber

Kiyma, bayat ekmek (veya irmik), yumurta, rendelenmis kuru sogan, tuz, karabiber ve kimyondan mamul kofte harcimizi hazirlayalim.

Bu arada patateslerimizi haslayalim. Kabuklarini soyalim. Patatesleri rendeleyelim, sut ve tuz ilavesi ile pure haline getirelim.

Koftelerimize ceviz buyuklugunde topcuklar halinde sekil verelim. Yagladigimiz firin tepsimize dizelim. Ortalarina patates puresini paylastiralim.

Orta hararetli firinda yaklasik 25 dakika kadar pisirelim.

Domates sosu icin, domateslerin kabuklarini soyalim (domates yerine kisin salca da kullanabiliriz) Domatesleri rendeleyelim veya mutfak robotunda ince ince kiyalim. Tencereye alalim, zeytinyagi, tuz ve karabiber ekleyip sos kivamina gelinceye kadar pisirelim. (Domates yerine salca kullanirsak su ile seyreltmemiz gerekecektir)

Firindan cikan koftelerimizin uzerine sosu gezdirerek servis yapalim.

Afiyet olsun.

Ayrica Gitmek mi Zor, Donmek mi Zor'da Bir Annenin yeni Amerika maceralari var, kofteleri yerken okumak isterseniz, buyrun:)

12 Mart 2009

Eski Dostlar




Eski Dostlar - AHMET OZHAN

08 Şubat 2009

Peynirli Kabak Kayığı

Üzüntüler, sevinçler, özlemler, yeni ümitler, hastalıklar, sağlıklı, mutlu, sevilenlerle geçirilen tadına doyulmaz günler... hayat tecrübemizi artıran ve zaman zaman kulluğumuzu sınayan bir çok olay... İnsan her şeye alışıyor, her şeyi kabulleniyor. Günler geçiyor, herkes bu sahnede rolünü oynuyor. Bu günlerde oynadığımız rolde repliğimiz epeyce fazlaydı, o yüzden ekstra oyunculuklara soyunamıştık. Ama ne olursa olsun kısa bir mola verip bir merhaba diyecek kadar bu sahnede yeniden yer almak güzel. Özlem gidermek de...
Aslında bazen günlüğümde fazlaca yemek yayınlamak rahatsız eder beni. Ben buna hiç bir zaman yemek bloğu demedim (demekte bir sakınca olduğundan değil elbet) ama, insanlarla ilişkimin çok afedersiniz sadece boğaz yoluyla olması her zaman sıkmıştır beni, o yüzden. Ama sonra düşündüm, aslında bunda yanlış hiç bir yön yok. Zira yemek ve ikram hem milli hem de dini kültürümüzün vazgeçilmez bir yanı olmuştur her zaman.
İşte bu yüzden yeniden buradayım, eskisi gibi her telden çalmak için, eskisi gibi sadece "Bir Anne" olduğum için, eskisi gibi yavrularımı ve dünyanın bütün yavrularını önemsediğim ve onlara daha güzel bir gelecek bırakmak istediğim için. Burada bütün yapmaya çalıştıklarım inanın sadece bunun çabalamalarından başkası değildir...
Şimdi gelelim kabağın faydalarına:) Bunun kabakla ne ilgisi mi var? Kabak benim en sevdiğim sebzelerden biridir ve gerçekten lezzetli ve sağlıklıdır da ondan. Sağlıklı anneler, sağlıklı yavrular, sağlıklı aileler için buyrun sağlıklı ve kolay bir kabak tarifine:
Malzemeler:

  • 6 adet kabak
  • Bir büyük kase beyaz peynir ve çökelek karışımı
  • (isteğe göre) Biraz sucuk
  • Maydanoz

Yapılışı:

Kabaklar kayık şeklide oyulur. (İçlerini saklayın, onları gelecek tarifte kullanacağız:) Kabaklar tuzlu suda hafif haşlanır. Maydanoz ince ince kıyılır, peynirle karıştırılır. Kabakların içine doldurulur. Üzerlerine sucuk dilimleri konulur. Hafif yağlanmış tepsiye dizilir. Orta hararetli fırında üzerleri hafif kızaran kadar pişirilir.

19 Ocak 2009

AKWA' da Genç Fikirler Yarışıyor

AKWA' dan ilgili arkadaştan izin alarak "Genç Fikirler Yarışıyor" duyurusunun bir kısmını yayınlıyorum. Tamamı için lütfen buyrun: AKWA

"Sevgili hanımlar, bizlerin en önemli emanet ve geleceği olan çocuklarımız ve gençlerimiz için yeni bir köşe başlatıyoruz. Bu yeni köşemiz, geleceğin yetişkinleri olma yolundaki çocuklarımızın bizi onurlandıran, mutlu eden taraflarına, kimlik ve kişilik gelişimlerinde gösterdikleri önemli çabalara yer verecek. Çocuklarımızın kendilerini ifade etme ve etrafında olup bitene kayıtsız kalmama yeteneklerini güçlendirmek maksadımız. Ayrıca onların birbirini örnek alarak olumlu yönde daha da gelişmelerini sağlamak ve bizlere de yeni fikirler oluşturmak.
Bu köşemizi ilk olarak gençler için bir yarışma ile başlatıyoruz. Yarışmamızın konusu: “Filistin’deki müslüman kardeşlerimizin durumu ile ilgili duygu, düşünce ve eylem fikirlerinin paylaşılması”.
Neden çocuklar ve gençler diyorsak eğer; onlar, bizim ve İslamın geleceği. Bu yaşanılanları onların kimlik gelişimlerine katkı sağlayacak şekle dönüştürebiliriz.
Amacımız; yaşanılanlarla ilgili detayları gözlerinin önüne serip onları üzmek değil…
Çaresizliği degil çare bulmayı öğretmek….
Çareyi kendilerinin güzel gelişmelerinde görüp hedeflerine göz atmalarını sağlamak…
Gelecekle ilgili hedef ve planlar yapmalarına vesile olmak…
Gençlik heyecanlarını gelişimlerine kanalize ettirmek…
Amacımız onları düşmanların nefreti ile doldurup sadece kin yüklemek te değil…
Buğzetmeyi öğretmek ama tedbirler alarak başetme becerilerini de geliştirmek…
Şimdi çocuklarımıza ve gençlerimize sesleniyoruz:

“Eğer sen yetkili olsaydın, bu zulümle ilgili neler yapardın? Sana engel olunmak istendiğinde nasıl karşı çıkardın? Neden? Neler yapılmalı?” Düşündüklerini bir yazıyla ifade eder misin?
Katılan ve İslam aleminin muzafferiyeti icin düşünen, uğraşan her çocuğumuzu şimdiden tebrik ediyoruz.

..."
AKWA

16 Ocak 2009

Harçlıklar ve Boncuklar Filistin'e

Ne hakkı var bu insan müsvettelerinin dünyayı bu hale getirmeye? Ne sanıyor bunlar kendilerini? Hiç yoktan gelip oturdukları toprakları asıl sahiplerine nasıl dar ederler? Nedir bu gidişin sonu?... Bu ve benzeri sorular hepimizin zihninde. Çaresizlik, nefret, kabullenememe, üzüntü... bu duyguların peşinde, günlerdir gözlerimiz kan çanağı olmuş, elimiz işe gitmez, boğazımız lokma yutamaz olmuş neye yarar?

Dünyayı bu hale getiren, savaşları hayatımızın vazgeçilmez parçası kılan, yavrularımıza bu korkuları yaşatanlar, çekeceğiniz var. Orada melekler misali ruhunu teslim eden günahsız yavrular zaten sizden alacaklar hesaplarını vakti gelince. Onlar cennete uçarken, sizin cehennemizden kurtuluyorlar aslında. Ya o yüreği yanık anneler? Nasıl kurtulacaksınız onların elinden bilmem. Çaresizlik içinde ama cesurca kafa tutan babalardan? Kurtulamıyacaksınız, şükür ki Rabbim kurtarmayacak sizi. Bombalara alkışlarla eşlik ededurun siz, öbür dünyadaki azabınızı arttırıyorsunuz aslında. Bu yandan içim rahat.
Ya biz; rahat kotuklarımızda, çaylarımızı yudumlarken arkası yarın izlermiş gibi bakalım bugün Gazze'de kaç kiş olmuş diye kanal kanal gezişlerimiz, sohbetlerimizin bir anında içimizdeki suçluluk duygusunu bastırabilmek için sarfettiğimiz kelimeler, 'ay bugün haberleri izlerken gözyaşlarımı tutamadım' larımız... Bunlar bizi kurtaracak mı? Bilmiyorum.
12 yaşındaki dünyalar güzeli kızıma, 15 yaşındaki selvi boylu civan delikanlıma bakıp bakıp şükrederken dayanamıyorum. Oradaki annelere kıyamıyorum. Onlardan biri de ben olabilirdim diyorum. Geçen gün rastladığım o fotoğraf karesi sürekli aklımda. Kanlar içinde bir delikanlı, annesine nasıl sarılmış. Ne diyor acaba anneciği o an? Cennette beni bekle oğlum mu?
Kızım artık haberleri açmamı istemiyor. Anne biraz da mutlu şeyler izleyelim ne olur, diye çizgi filmlere yöneliyor. Yavrucak. Ama biliyorum, ben anlattıkça gözlerinin dolmasından biliyorum. Onun da içi yanıyor. Aradaki kaçamak soruları da "anne buraya gelmezler değil mi?" demek oluyor, korkuyor da.
Bir şeyler yapmalıyız yavrularım diye başlayınca lafa "anne ben zaten cumada harçlığımı verdim Filistin için" diyor oğlum. Elhamdülillah. Küçük ceylanım da kendi gibi cıvıl cıvıl boncuklarıyla yaptığı buzdolabı süslerini bağışlıyor oradaki kardeşleri için. Keşke şartlar farklı olsaydı da, o boncuklarla Filistinli kardeşleriyle beraber oynasaydı kızım. İnşallah cennette.
Boncuklara ilgi çok oluyor. Toplanan miktar karşısında şaşırıyor ve seviniyoruz. O minik boncuklar ebabillerin attığı taşlar gibi yağsın İsrailin başına diye dua ediyoruz.
Boncukların nasıl yapıldığı burada.

06 Ocak 2009

İsraili Boykot

İsrail devletinin Filistin'de yapmış olduğu katliamlar üzerine boykot kararı aldıklarını belirten Tüketici Hakları Merkezi TÜ-MER Genel Başkanı Ömer KESER "Türkiye tüketicisini, İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanan boykot ve kınama mektubunu İsrail'de bulunan kurum, kuruluş ve birliklere göndererek tepki göstermeye, İsrail ürünlerini ve hizmetlerini boykot etmeye davet ediyoruz." dedi.

Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) Genel Başkanı Ömer KESER'İN konu ile ilgili açıklaması aşağıdadır.

"İsrail Devleti masum Filistin halkı üzerine bomba yağdırmaya devam etmektedir. Bu saldırılar neticesinde yüzlerce insan/çocuk yaşamını kaybetmiş, binlerce insan/çocuk yaralanmış hatta sakat kalmıştır. Filistin halkı tüm dünyaya yardım çağrısında bulunmak zorunda bırakılmıştır.

İnsanlık, İsrail tarafından yapılan bu katliama öfke duymaktadır.

Bizler Türkiye tüketicileri olarak, İsrail tarafından gerçekleştirilen bu saldırıları nefretle kınıyoruz. Ve masum Filistin haklı üzerine yağdırılan bu bombalara katkı sağlamak istemiyoruz.

Bu nedenle Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan boykot ve kınama mektubunu İsrail'de bulunan kurum, kuruluş ve birliklere elektronik posta ile gönderiyor ve duyarlı tüm tüketicileri bu eyleme katılmaya davet ediyoruz.

Türkiye tüketicileri olarak, İsrail ürünlerini ve hizmetlerini satın almayacağımızı ve İsrail markalarını boykot edeceğimizi tüm dünyaya duyuruyoruz.

Öte yandan; yaşanan bu gelişmeler karşısında hükümetimize de tarihi görevler düşmektedir. Bugün tüm tepkilere rağmen katliamlara devam eden İsrail ile ilgili ekonomik ve siyasi ilişkilerin tekrar gözden geçirilmesinin zamanı gelmiş ve geçmektedir. "
Ömer KESER
Genel Başkan 0538.275.12. 75
TÜ-MER
TÜKETİCİ HAKLARI MERKEZİ
İstanbul Cad. Taşkınlar İş Merkezi No:3 Kat:5 Dörtyol Meydanı Esenler / İSTANBUL
TEL: (212) 611.10.00 FAX: (212) 568.04.12
www.tuketicimerkezi .org / tuketici@tuketicime rkezi.org

TÜRKÇE MEKTUP
İlgilinin dikkatine;
Mensubu olduğunuz İsrail Devleti, çocuk, kadın, yaşlı, sivil, asker, insan, canlı tanımaksızın masum Filistin halkı üzerine bomba yağdırmaktadır. Bu saldırılar neticesinde yüzlerce insan yaşamını yitirmiş, yaralanmış veya sakat kalmıştır. Başka bir deyişle mensubu olduğunuz devlet insanları katletmektedir. Şu unutulmamalıdı r ki tüm dünya, devletinizin bu saldırılarına öfke duymaktadır. Devletiniz tarafından ısrarla sürdürülen insan hakları ihlallerinin hesabını bir gün tüm dünyanın gözü önünde vereceğinizi unutmayınız. Tarih sizi yargılayacak ve bugün bizlerin vicdanlarında olduğu gibi cezalandırılacaksı nız.
Bizler Türkiye'de yaşayan tüketiciler olarak devletinizin yapmış olduğu bu saldırıları nefretle kınıyoruz. Masum Filistin halkına yaptığınız saldırılardan dolayı İsrail ürünlerini satın almayacağımızı, İsrail ismi taşıyan hiçbir hizmeti kullanmayacağı mızı, İsrail ürünlerini ve markalarını boykot edeceğimizi tüm dünyaya duyuruyoruz. Filistin halkı üzerine yağdırmış olduğunuz bombalarda bizlerin katkısı olmasını istemiyoruz.
Tüketici Hakları Merkezi
TÜ-MER
Consumer Rights Center

İNGİLİZCE MEKTUP
Just a little pity for the sake of humanity!!!
To whom it may concern:
The state of Israel which you belong to has been bombing on the innocent people of PALESTINE without considering if it's a child, a woman, an old, a civilian, a soldier, a human being or just a living. As a result of these attacks, lots of people have been dead, wounded or disabled. In other words your state has been murdering people.It shouldn't be forgotten that all the world has got angry about these attacks of your state or your government! Do not forget that you will pay the cost of the infringement of human rights disregarded by your state in front of the eyes of all the world. History will judge you and you will be punished like the common conscience do now. As consumers living in Turkey, We repreoach these attacks, which your state has done, with hatred. We are making heard to all the world that we will not buy any product carrying the name 'Israel' or any thing supported by Israel, we will not use any service by Israel and will boycott THE PRODUCTS AND TRADEMARKS OF ISRAEL because of the attacks on the innocent people of Palestine!!! We do not want to contribute any bombs thrown on Palestine people by your goverment.
Tüketici Hakları Merkezi
TÜ-MER
Consumer Rights Center

Mektupların gönderileceği yerler ve adresler şöyle: (adresleri topluca copy/paste yapabilirsiniz.)

Israel Consumer Council (ICC)İsrail Tüketici Konseyi
Federation of Israeli Chambers of Commerce (FICC)
Türk İsrail İş Konseyi (Israel Turkey Business Council)
Israel Export and International Cooperation Institute
Hayfa ve Kuzey Bölgesi Ticaret ve Sanayi Odası (Chamber of Commerce & Industry of Haifa & the North)
Kudüs Ticaret Odası (Jerusalem Chamber of Commerce)
Tel Aviv Ticaret Odası (Tel Aviv Chamber of Commerce)
Beer Sheva ve Negev Bölgesi Ticaret ve Sanayi Odası (BeerSheva & Negev District Chamber of Commerce & Industry)
Nazareth Ticaret Odası (Nazareth Chamber of Commerce)
Eilat Ticaret Odası (Eilat Chamber of Commerce)
İsrail Narenciye Pazarlama Kurulu(Israel Citrus Marketing Board)
Bitki Üretim ve Pazarlama Kurulu(The Plants Production and Marketing Board)
Süt Üreticileri Birliği
Meyva Yetiştiricileri Birliği
Sebze Yetiştiricileri Birliği
İsrail Mücevher Üreticileri Birliği (Israel Jewelry Manufacturers' Association)
İsrail İmalatçılar Birliği(The Manufacturers' Assocation of Israel)
İsrail Plastik ve Kauçuk Endüstrisi Birliği (Society of Israel Plastics & Rubber Industry)
İsrail Mobilya İmalatçıları Birliği (The Israel Association of Furniture Manufacturers)
İsrail Elektronik ve Yazılım endüstrileri Birliği (Association of Electronics and Software Industries)
HİSTADRUT (İsrail İşçi Sendikaları Birliği)
Profesyonel ve Sosyal Tanıtım Birliği (Professional and Social Promotion Association)
İsrail Havacılık Birliği (Israeli Association of General Aviation–IAGA)
İsrail Profesyonel Güvenlik Birliği (Israel Professional Safety Association)
İsrail Ekonomik Birliği (Israel Economic Association)
Maurice Falk Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (The Maurice Falk Institute of Economic)
Kundakçılık Müfettişleri Birliği (Arson Investigators Association)
Sigortacılık Zarar Tespit Uzmanları Birliği
Elektronik Sanayide Tasarım ve İmalat için İleri Teknoloji Kullanıcıları Birliği
Bahçıvanlık Örgütü (Gardening and Israel View Organization)
İç Denetçiler Enstitüsü (The Institute of Internal Auditors in Israel)
Mühendislik, Mimarlık ve Teknoloji Mezunları Örgütü (Israel Organization of Consulting Engineers, Architecths and Technology GraduatesI OCEA)
Tel Aviv Yafo Müteahhitler ve İnşaatçılar Örgütü(Tel Aviv Yafo Contractor and Builders Organization)
Kredi ve Emlak Çalışanları Birliği (Society of Trust and Real Estate PractitionersSTEP)
İsrail Ticaret Noktası (Trade Point Israel)
T.C. Kudüs Başkonsolosluğu
T.C. Tel Aviv Büyükelçiliği
T.C. Tel Aviv Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği
İsrail Devleti Ticaret Ateşeliği
İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Yatırımları Geliştirme Merkezi
İsrail Gümrük İdaresi (Customs Service)
İsrail Standarlar Enstitüsü (Israel Standards Institute)

moatza@consumers.org.il, chamber@chamber.org.il, israelturkeybusiness@gmail.com, library@export.gov.il, main@haifachamber.org.il, jerccom@inter.net.il,chamber@chamber.org.il, chamber7@zahav.net.il, shaeen.com@gmail.com, atzmaim@bezeqint.net , hanokdim@zahav.net.il , michael@plants.org.il , office@isdb.co.il ,hava@vegetable.co.il , bendori@netvision.net.il , trade@industry.org.il , ed@industry.org.il , nurit@industry.org.il , elec_har@netvision.net.il , gal77@netvision.net.il , davidp@histadrut.org.il , info@son.co.il , iaopa@aopaisrael.org.il , memunim@netvision.net.il , economic@israel.net, msfalkin@mscc.huji.ac.il , office@iia.org.il , igud@shamaeim.co.il , maofir@bezeqint.net , iltam@iltam.org , info@gardeningm.org.il , ioce@netvision.net.il , kablanv@zahav.net.il , info@stepisrael.org , tpisrael@tpisrael.org.il , turkcons.jerusalem@mfa.gov.tr , turkemb.telaviv@mfa.gov.tr , dttel@netvision.net.il , Istanbul@moital.gov.il , maxli@moit.gov.il , webmaster@mof. gov.il , vered@sii.org.il

04 Ocak 2009

AKWA' da Yeni Bir Köşe

Selamlar,
Bugün size aktarmak istediğim http://www.akwa.us/ sitesindeki yeni köşe. Ruh Sağlığımız köşesinde Psik. Tuba Erdönmez Yıldırım hanımefendi okuyucuların sorularını cevaplandıracak bundan böyle. Sizinle paylaşmak istedim bu yeniliği. Bilhassa bu günlerde çokca ihtiyaç duyabiliriz ruh sağlığı danışmalığına zira. Buyrun gidin AKWA ya, bu konu ve daha bir çok konuyla ilgili seviyeli bilgi ve manevi destek almak için.
Soranlar oluyor, cevaben AKWA bana ait değil, bize ait diyorum ben de. Hadimlerinden biriyim, o kadar.
Selametle...

02 Ocak 2009

İSRAİL’E DOĞRU BİR TAŞ ATABİLMEK

Nevzat TARHAN / Haber 7
"Geçtiğimiz yıllarda bir karikatür görmüştüm. İsrailli ve Filistinli iki çocuk konuşuyorlar. İsrailli çocuk söylüyor “Benim babam sizin şeytan olduğunuzu söylüyor.” Filistinli çocuk cevap veriyor: “Benim babam böyle bir şey söylemiyor çünkü senin baban benim babamı öldürmüştü.”
Gazze’de İsrail’in asker sivil ayırımı yapmadan acımasız bir hava saldırısını yaşadık. 300 civarında insan öldü. Bunlar arasında kadın ve çocuklar da vardı.
Öncesinde Hamas’ın füzeyle savaşı başlattığı söyleniyor. Doğruluğu şüpheli ama doğru olsa bile İsrail sivilleri hedef yapmayacak bir operasyon yapabilirdi ama neden yapmadı? Zaten Hamas ve Gazzeliler ambargo nedeniyle savunmasız ve korumasız bir durumdalar.
İsrail barış sürecini hep sabote ediyor, İsrail Savunma Bakanı Barak “Şimdi savaş zamanı” diyerek fütursuz bir tavır gösteriyor. Kutsal Tapınak’ın geri alınma günü savaş başlatılıyor. Demek ki dini idealler ve beklentiler belirleyici rol oynuyor. Vaad edilmiş Ortadoğu toprağı hedefi çok açık gözükmeye başladı.
İlginçtir saldırı Yahudi inancına göre kutsal bir günde yapıldı. Hanuka gününün özelliği Wikipedia da şöyle geçiyor; “Kudüs'te bulunan Tapınak IV. Antiochus (Antiyokus) tarafından ele geçirildi. Talmud'a göre Makabeler Tapınak'ı geri aldılar. Tapınağı Tanrı'ya yeniden adadıklarında....” İsrailliler, 2008 yılının Hanuka gününde de savaş başlatarak tapınaklarını alma yolunda bir adım atmış oldular.
İsrail’in dünyanın Ergenekon’u olduğu anlaşılmaya başladı. Tıpkı Ergenekon örgütü gibi terör ve şiddetle besleniyor.
Veli Küçük’ün ve Kırmızı Kitabı’nın Şaman Türk Geleneğini canlandırmaya çalıştığı bilinmektedir. İsrail’de ‘Tanrı’nın Evrensel Devleti’ için acımasızca hareket edebiliyor. Çünkü savaşları kutsal amaç için.
Amerika henüz daha İsrail tarafından kullanıldığını fark etmedi. Bizim Ergenekoncular da siyaseti ve orduyu kötü bir şekilde kullanmışlardı. İsrail de dünyayı medya ve para ile yönlendirmeye çalışıyor.
Soruların ve yaşananların cevabı Yahudi kimliğinde saklı. Antisemitizm yapmadan Yahudi milletini tanımamız gerekiyor. Konuyu dinler, medeniyetler ve tarih üstü durarak incelemek gerekir.
Yahudiler kendilerini nasıl tanımlıyorlar ve kendilerini nasıl biliyorlar? Tarihsel özgeçmişleri nasıl? sorularına cevap vermeye çalışalım. Tevrat ve Talmut gibi kaynaklarından elde edilen bilgiler bile bir çok şeyi aydınlatabilir.
Özetle Yahudiler kendilerini kutsal metinlerinde de yazıldığı gibi seçilmiş özel ve önemli bir millet olarak tanımlıyorlar. Yahudi olan bir kişinin ancak torununun tam Yahudi olabilme kuralı dikkat çekicidir. Diğer milletleri ötekileştirirler.
Yahudiler sıradan olmaktan korkarlar. Bunun için çok çalışırlar. Diğer insanları öteki kabul edip değersiz gördükleri için bir İsrail askeri ölme ihtimalini gidermek için düşmanının çocuğunu öldürmeyi doğal kabul ederler.
Hak duyguları kendilerine yöneliktir. Kayırılması gerektiği, kendisine ayrıcalık yapılması gerektiği ile ilgili yüksek beklenti içindedirler. Özel kuralları olan kendi cemaatlerinde gurup sadakati çok önemlidir. Çıkarcılıkları nedeniyle başkalarını anlayamazlar. En iyiyi hak ettiklerini düşünürler. Para, şöhret, güç, başarı için yaşarlar. Tanrı’yı (Yehuda) kıskanç özellikli olarak tanımlarlar. Kıskançlığı doğal kabul ederler.
Hitler yukarda saydığım özellikleri nedeniyle Yahudi’lerden nefret ediyordu. İngilizler’in fitne siyaseti sonucu tarih tekerrür etti. Bekledikleri Mesih’in gelip son büyük kırallıklarını kuracaklarına sadece kendi dindarları değil siyasi olarak inandıkları anlaşılıyor.
Peki Filistinliler neden başarısızlar?
Yıllar önce Selahaddin isimli Arap kökenli bir filim izlemiştim. Tam bir Arap ırkçılığı vardı. Selahaddin Eyyubi’yi Kürt olarak değil Arap olarak tanıtıyordu. Tarihi bu derece çarpıtan bir Arap tarihini okuyan Filistinliler’in neden başarılı olamadıkları, kaderin onlara yardım etmemesi şaşırtıcı değil.
Hamas liderinin hemen intikamdan söz etmesi tam bir tuzağa düşmektir. İsrail devletinin savaş alanı ve savaş kuralları kendisinden olmayana acımasızlığın, şiddetin, kana susamışlığın ve zalimliğin geçerli olduğu bir alandır. Hamas İsrail gibi kötülüğe aynı kötülükle karşılık verirse İslamiyetin kurallarını çiğnemiş olur. Arap dünyası Selahattin gibi adil dövüşen ve sözünde duran bir karakter sunamadı. Yaser Arafat gibi şiddeti onaylayan bir lider çıkardı.
Zalimlerin savaş alanına girdiğinizde, onlar kadar zalimlik ve kötülük yapamıyacaksınız. Bunun için kendi kurallarınızın geçerli olduğu savaş alanına düşmanı çekmeniz gerekir.
Hamas’ın İsrail’i kendi savaş alanına yani fikir ve diplomasi savaşına çekip azim ve sebatla beklemesi gerekiyordu. Dünya kamuoyunu yanına alabilecek şeyler, insanları düşündürtecek adımlar atması gerekiyordu. Dünya kamuoyunun baskısı ABD ve İsrail’i durduracak tek kuvvettir.
Hamas rahmetli Alia İzzetbegoviç’in siyasetini gütmelidir. İzzetbegoviç mazlum ve mağdur olduğunu dünyaya anlattıktan sonra 1995’de Dayton antlaşması imzalandı. Sırplar’ın Srebrenitsa zulmünü gören dünya, Sırplar’ı durdurdu.
Eğer İzzetbegoviç İslam’a ve insanlığa uymayan intihar bombacılığı veya Sırp sivillere saldırılar düzenleseydi haklıyken haksız olacaktı. Hak mücadelesi hak yollarla yapılırsa zaten zamanla kader kapıları açılıyor.
Peki biz ne yapacağız? Dayton antlaşmasını hızlandıran olaylar, Sırp katliamı ve kimyasal silah kullanılma söylentisi üzerine Türk insanının spontane Taksim meydanı ve Ankara Kızılay’da kalabalık bir yürüyüş yapmasıydı.
ABD ve Batı İslam dünyasından vazgeçemez, Müslüman coğrafya kamuoyunun ciddi demokratik tepkileri çok şeyi çözer.
İslam Coğrafyası büyük bir sofra, sofranın başındaki Müslüman liderler dünyalık peşindeler ve cesur değiller veya basiretleri bağlanmış ciddi bir tepki verme bilincinde değiller.
Ancak ABD ve Batı bu sofradan vazgeçemez, Müslüman kamuoyunun heyecanlı, ciddi, demokratik, kararlı ve sürekli tepkileri oyunu bozacak güç olarak tek yoldur. Bu yol zor ama en güvenli ve erdemli yoldur. Bize bu yakışır.
İstiklal savaşımızda Anadolu’da başta Denizli Müftüsü olmak üzere bütün kanaat önderleri yönlerini İzmir’e dönüp birer taş atmışlardı. Bu azim ve irade zaferin temelini oluşturmuştu.
Bizde çocuklarımızı alıp bunu yapabilmeliyiz."
ntarhan@gmail.com

29 Aralık 2008

Bembeyaz Bir Güne Beyaz Soslu Bir Tatlı

Akşamdan beri o kanal senin, bu kanal benim haberleri takip ediyor benim oğlan. Sakin sakin ama istikrarlı yağan ve etrafı bembeyaz bir örtüye bürüyen kar, çocuklara hemen tatil psikolojisini verdi zira. İnanın evden çıkana kadar sabah haberlerinin hepsini izlediler, bir ümit diye. Nihayetinde kanallardan birinde Ankara'da kar tatili yok diye bir açıklama yapılıncaya kadar direndiler. Çok komikti halleri. Nasıl üzüldüler görseniz. Sayın Valinin evinin önünde yemyeşil bahçeler var anne galiba diye sitemlerini de ihmal etmeden tıpış tıpış tuttular okulun yolunu. Evde olsalardı halbuki, dünkü gibi karlara bata çıka, poşetlerle tepelerden kaya kaya, sırılsıklam ıslanmış olarak, ama keyifle geçireceklerdi günlerini. Tüh, yazık oldu.Onları yolcu ettim, ben de oturdum rutin işimin başına. Bu günlerde AKWA yla çokca meşgul olduğum için kendi günlüğüme hiç sıra gelemiyordu, yorumları bile cevapsız bırakıyor olmak beni ziyadesi ile rahatsız ediyordu zaten, fırsat bu fırsat deyip güzel kardeşimin güzelim bayram tatlısını aktarayım hemen dedim. Hem de beyaz sosuyla kar manzarasına eşlik etmiş oldu.

Tarife geçmeden evvel, burada sıcacık evimde bunları size yazarken aslında bir yanımın da kan ağladığını, Gazze'deki çocuk, yaşlı, kadın, erkek... herkesi her daim düşündüğümü, onları bu hale düşürenlere lanetler yağdırdığımı da ifade etmek istiyorum. Bu mübarek Muharrem ayının ve 1430 hicri yılının ilk gününde dualarımızı bolca yapalım ki, Rabbim onları kurtarsın, bizi de uğratmasın böyle dertlere. Amin...


Galeta Unlu Tatlı için gerekli malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 1 bardak toz şeker
  • 1 bardak galeta unu
  • 1 bardak dövülmüş ceviz
  • 1/2 bardak hindistan cevizi

Bütün malzemeleri karıştırıp yağladığımız tepsiye döküyoruz. Önceden ısıtılmış orta hararetli fırında pişiriyoruz.

Şerbeti için:

  • 1 bardak su
  • 1.5 bardak toz şeker

Tatlı veya şerbetten biri sıcak biri soğuk kıvamındayken şerbeti tatlıyla buluşturuyoruz.

Kreması için:

  • 1 kg süt
  • 1 bardak mısır nişastası
  • 1/2 bardak toz şeker
  • çok az katı tereyağını pişirip soğuyunca bir de
  • bir paket krem şanti

ekleyip iyice çırpıyoruz. Sonra tatlımızın üzerine döküyoruz ve yine cevizle süsleyip serviz yapıyoruz.

Hicri 1430, Miladı 2009 yılınız kutlu olsun. Size ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, huzur ve barış getirsin inşallah. Amiiiin...

04 Aralık 2008

Rengarenk Boncuklarla Bayram Kutlaması

Bolca fotoğraf bugün size. Bilhassa kız çocukları için harika bir el işi malzemesinin fotoğrafları bunlar. Bu plastik boncukları Amerika' dan almıştık, buralarda göremedim. Biz çok seviyoruz bu boncukları. Kızım birine hediye vermek istediği zaman hemen bu küçük boncuklarla harikalar çıkarıyor ortaya. Kimini veriyoruz, kimine kıyamayıp evimizde sergiliyoruz.
Setimizde renk renk boncuklarımız ve şekil şekil kalıplarımız var.
Minik silindircikler halindeki boncukları üzerlerinde iğne iğne çıkıntıları olan kalıplara diziyor, kalıbın üzerine özel kağıdını örtüyor, kibarca ütülüyor benim kızım. Boncuklar ütünün hararetinden eriyip birbirlerine yapışıyorlar ve ortaya renkli ve cici bici bir figür çıkıyor.
Ne mi yapıyor sonra benim kız bu figürü? İster anahtarlık, ister buzdolabı süsü, ister cam süsü, ister çanta dekoru... Ne isterse canı o an.
İnşallah burada da oyuncakçılarda vs bulabilirsiniz de siz ve sizin yavrularınız da tadarsınız bu güzel boncuklarla harikalar yapmanın keyfini.
Bu bayram hediye paketlerinin kenarına farklı bir renk katmak isteyenlere tavsiye olunur.
Şimdiden hayırlı, uğurlu, mübarek bayramlar...

06 Kasım 2008

Peynirli Pasta

Aylardır benden bu tarifi bekleyen bütün sevdiklerime, sevgilerimle:)Cheesecake deyip durdum biliyorum, benden ısrarla tarif isteyenlere. Onlar da sabırla beklediler, neydi adı şu tatlının diye ekleyerek. İşte tarif burada ama, nereden çıktı şimdi bu Peynirli Pasta hikayesi derseniz anlatayım efendim:
Herhangi bir özenti sebebiyle değil, tamamen ağız alışkanlığı, çoğunda ifade zorluğundan ve maalesef türkçe karşılığını bulmada zorlandığım bir kaç yabancı kelime gibi, "cheesecake" de zihnimdeki sözlükte bulunması gereken bölüme yerleşti artık da, ondan. İngilizce kelimeler bölümüne. Türkçe konuşurken bir daha kullanılmamak üzere. Söylerken önce kendi kulağımı tırmalayan ama dilime perçenk olmuş, bir türlü söküp atamadığım kelimeler yığını; bundan sonra işiniz var benimle. Gelmeyin artık dilimin ucuna, bırakın da rahat rahat konuşayım dilimi. Hazır karşımda beni anlayan insanlar varken. Hazır aynı dili konuşurken etrafımdakilerle. Keyfini sürmek lazım...
*******
Tatlının tabanı için gerekli malzemeler:

  • 2 paket Eti Burçak
  • Yarım bardak kadar erimiş tereyağı

Diğer malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 300 gram süzme yoğurt
  • 400 gram krem peynir (nam-ı değer labne veya diğer krem peynir çeşitleri kullanılabilir)
  • 1 bardak toz şeker
  • Bir paket vanilya
  • 2 çorba kaşığı un

Tatlının yüzü için:

  • Mevsiminde çilek veya donmuş çilek ve benzeri meyvelerden
  • Toz halde satılan çilekli karışım

veya;

  • Güzelim çilek reçelinin taneleri
  • Reçelin suyu, bir miktar su ve nişasta ile yapılan ev yapımı kıvamlı karışım

Yapılışı;

Eti Burçaklar güzelce ezilir, tereyağı ile karıştırılır. Pastanın yapılacağı hafif yağlanmış kelepçeli kalıbın dibine sıkıca yerleştirilir.

Ayrı bir kapta peynir, yoğurt ve şeker çırpılır. Yumurtalar teker teker, karıştıra karıştıra ilave edilir. Vanilya ve un eklenir. Karışım kalıptaki tabanın üzerine dökülür.

(Bazı tariflerde tabanın önceden pişirilmesi tavsiye edilir. Bence bu kararı siz fırınınızı düşünüp öyle verin. Eğer fırınınız altı üstü birlikte güzel pişiriyorsa bence tabanı önceden pişirmeye hiç gerek yok. Ama fırınınız alttan pişirmede sorunluysa o zaman tabanı 10-15 dakika kadar bir ön pişirme işlemine tabi tutun bence.)

150 derece fırında yaklaşık 45 dakika kadar pişirilir.

Ve... sıra geldi Peynirli Pasta nın en zor kısmına:) piştikten sonra en az 5 saat veya tercihen bir gece buzdolabında beklemesi gerekiyor bu pastanın. Sabır işi yani:)

Bu süreyi de kazasız belasız atlatırsanız, üzerinin süslemelerini keyfinizce hazırlayıp afiyetle yiyebilirsiniz tatlınızı.

29 Ekim 2008

Elmalı Tatlara Devam ve Ben de Ödüllendirmeye Layık Görüldüm

Ben size demedim mi elmalı tarifler devam edecek diye. Hem bu yukarıdaki tarif, ooo kaç kez pişti, kaç kez yendi tükendi bizim evde. Daha önce de yazardım ama, günlüğümle ve siz değerli dostlarımla arama sınır koyan şu saçma yasak elimi kolumu bağlamıştı. Yasak kalkar kalkmaz hemen giriştim paylaşıma. Ama ne dersiniz arkadaşlar, siz de yan gözle wordpresse bakıyor musunuz yoksa? Tekrar gelecek bu yasak diyenler haklıysa, topluca taşınalım da bari nakliye ücreti azalsın:)
Önce kısa bir tanıtım yazısı ve ardından tarif, sizi yakalamışken. Sonra bakarsınız okumaktan sıkılır gidersiniz. Ödül töreni programın sonunda:)
Bu tarif Amerikalı bir arkadaşımdan. Benim elma pürem için yapılmış "This is the best apple sauce i've ever eaten" diye iddialı bir iltifatın peşinden gelen "sen madem pek ilgilisin Amerikan lezzetlerine, bir de bunu dene" tavsiyesiyle denenmiş bir tat bu. İlginçtir, kahvaltıda yerlermiş bu pastavari şeyi onlar. Amerikalıların kahvaltıda peynir zeytin dışında her şeyi yediklerini bilirim ama, bu kadarı benim çocukları çılgına çevirdi, bana da pes yani dedirtti. "Ay anne, kahvaltıya sen her gün bunu yap" demeye başladı bile bizim oğlan:)
Kahvaltıda olmasa da, okuldan geldikten sonra yedirdim yavrulara ben bunu. Yok artık kahvaltıda da tatlı mı yenirmiş diye çıkıştım bir güzel de peşinden.
Benim yine küçük değişiklikler yaparak elde ettiğim pastavari lezzet için gerekli malzemeler ve yapılışı şöyle, ben anlatayım da ne zaman yiyeceğinize siz kendiniz karar verin artık;
5 adet orta büyüklükte elmanın kabuklarını soyup doğruyorsunuz. Bir tencereye koyup üzerine yarım çay bardağı pekmez, yarım çay bardağı toz şeker, 1 çay bardağı su ve 2 çay kaşığı tarçın ekliyorsunuz. Tencerenin kapağını kapatıp elmalar yumuşayıncaya kadar pişiriyorsunuz. Pişen elmaları bir fırın kabına alıyorsunuz. Kabı yağlamaya gerek yok. Tencerede biriken suyu atmayın, kullanacaksınız.
Derince bir karıştırma kabına

  • 1 bardak un
  • 1 bardak yulaf ezmesi
  • Yarım bardak toz şeker
  • Yarım bardak pekmez
  • Tencerede biriken suyun tamamı
  • 1 paket kabartma tozu
  • Bir tutam tuz
  • 1 bardak dövülmüş ceviz
  • 1 çay kaşığı tarçın

koyup bunları güzelce karıştırıyorsunuz. Sonra bu karışımı fırın kabındaki elmaların üzerine döküyorsunuz. Bunun üzerine de bir kaç küçük top tereyağı koyuyorsunuz, ara ara. Orta hararetli fırında yaklaşık 30 dakikada hazır oluyor. Afiyet olsun, şifa olsun...

Gelelim günün olayına. Kıymetli bir kaç arkadaşım tarafından ödüllendirildiğim yetmiyormuş gibi, ödüllendirmeye de layık görülmüşüm. Bence bu çok gurur verici. Teşekkür ederim Aysel, Burcu, Muko, Şengül, Gökçe ve Leyya. Gerçi kimi ödüllerimi blogger yasağı yüzünden epey geç gördüm ama, yine de pek memnun oldum, ihya oldum:)

Ben kimi ödüllendirsem acaba? Hımmm...

Afiyetle'nin muhteşem aşçısı Esma'yı, Çilekli Tasarım' ın harika dekoratörü Zeynep'i, Arda Verda'nın süper anneleri Ayşe'yi, Yıldız Yağmurları'nın usta kalemi Dilek'i, İlker'in Mutfağı'nın yetenekli pastacısı İlker'i kendi alanlarında ve en önemlisi bu ödülün amacına layık olarak dostluk dalında ödüle layık gördüm efendim. Ulusları Arkadaşlık Ödülüymüş ya bu ödül.

Aslına bakarsanız benim şu Tavsiye Siteler linkim var ya en başta, işte oradaki herkes ödüllüktür. Ama önceden ödül almamış biri olacakmış dediler. Ben de baktım şöyle bloglara, bu arkadaşlarımda göremedim bu arkadaşlık ödülünü. Yoksa seçmek zor, bunca yetenekli blogcu arasından, inanın.

20 Ekim 2008

Hasat Zamanı ve Elma Püresi

Ramazanın, bayramın, okul açılışının, deniz aşırı seyahatlerin, sonbaharın ve daha nelerin nelerin... verdiği sorumluluklardan; kimi tatlı, kimi acı olmasa da yorucu ve hüzünlü telaşelerden biraz sıyrılıp, dinginleşip, şöyle azıcık kendime zaman ayırabildiğim ilk zamanda günlüğüm geldi aklıma. Gelen giden de artık meraklanıp "iyi misen, hoş musen" mesajları bırakmaya başlayınca -sağolsunlar- eh dedim artık, tuşlara tıklamanın zamanıdır.
Siz de öyle misiniz bilmiyorum; yaşım ilerledikçe ya sevdiğim şeyler değişiyor, ya da ben kendimi yeni yeni tanıyorum, yaa aslında ben bundan da hoşlanıyormuşum diyorum. Mesela, en basit örnek: sonbahar. Önceden olsa hiç takmam; mevsimler gelir geçer, hava bir soğur, bir ısınır... gözüyle bakarken; artık güzün o hüzünlü ama dinamik, serince ama hafif güneşli havası beni epeyce etkilemeye başladı. Sonbahar gerçekten başka güzelmiş.
Hep ne deriz; ilkbahar bereket zamanıdır, doğanın canlanışıdır, değil mi? Peki ya sonbaharın bereketi? Uçsuz bucaksız tarlalardan çıkan hadsiz hesapsız miktarda ürün? Yemekle bitiremiyeceğinizi sanarsınız bir araya gelseler. Ne bereket, ne bereket. Maşallah. (İşte işin bu noktasında bunca bolluğa rağmen dünyada açlıktan ölen insanların varlığını düşünüyorum. Bize ayıp, onlara yazık diyorum.)
Hele insanların telaşı; emeğinin karşılığı için çabalayanlar bir yana, şimdi depolamazsa kışın hiç bir şey bulamayacak derdiyle alan, kurutan, kuran, derleyen, toplayan... bir yana. Hep sonbaharın işleri bunlar.
Bu sene bayram tatilinde Ege' den Anadolu' nun içlerine kadar sürünce seyahatimiz, yol boyunca şahit olduğumuz rengarenk hasat görüntüleri verdi bu yazının ilhamını bana. Köylülerin yol kenarlarına açtığı sağlı sollu tezgahlarda ne eksikti ki? Yaşından kurusuna üzümler, renk renk elmalar, armutlar, sarı sarı kavunlar, sarılı kırmızılı çuvallarda soğanlar, patatesler, taze cevizler, pamuk çuvalı gibi iğdeler, şişe şişe pekmezler... neler neler...
Yoldan aldık almasına da biz en büyük hasadı bu sene Kırşehir' den kaldırdık:) Sizinle paylaştığım fotoğrafdaki ürünler yabancı değil, eşimin köyünden. Onun tatlı çocukluk hatıralarını dinleye dinleye öyle benimsedim ki; artık ben de ceviz yerken ağacın dalında hissediyorum kendimi; her sabah çocukların ağzına zorla birer kaşık pekmez verirken rahmetli Ebemiz geliyor aklıma, pekmez kaynatışlarını hayal ediyorum.
Hem bizim çocuklarımız da bu hummalı telaşeyi evde bir nebze yaşasınlar diye, hem de kilolarca elmayı verimli bir şekilde tüketmek adına, köy elmalarından şöyle lezzetli ve sağlıklı bir sos yapayım dedim. Aslında elma püresi demek daha doğru olur galiba. Kesinlikle tavsiye ederim, mutlaka deneyin. Bilhassa çocukların çok seveceği sağlıklı, az kalorili ve lezzetli bir tatlı. Kahvaltıda ekmeğe sürülerek, yoğurtla karıştırılarak, keklerin pastaların üzerine dökülerek ya da tek başına kaşık kaşık yenerek tüketilebilecek bir tatlı bu. Bilmem bizde neden çok yaygın değil, Amerika' da bunu bebek maması olarak bile satıyorlar şişe şişe, namı değer apple sauce adıyla.
Değişik yöntemler var ama, benim araştırmalarım sonucu kendime göre uyarlayarak elde ettiğim tarifteki malzemeler ve yapılış şöyle:

  • 2-3 kilo kadar elma
  • Yarım bardak toz şeker
  • Yarım bardak pekmez
  • 1 bardak su
  • Yarım çay kaşığı tuz
  • Bir tatlı kaşığı tarçın
  • 3-4 yemek kaşığı kadar limon suyu

Elmaları soyulup dilimliyoruz, bütün malzemeleri birlikte derince bir tencerede pişiriyoruz. Sonra el blenderı yardımı ile püre haline getiriyoruz. Kavanozlara dolduruyoruz. Buzdolabında veya serince bir yerde, hatta derin dondurucuda dondurup bir sene kadar saklanabilen bir tatlıymış bu, google öyle söyledi:)

Elmalı tarifler devam edecek. Siz bu arada sonbaharın keyfini çıkarın.