31 Mart 2007

Monaco'dan...

Vatikan'dan sonra dunyanin en kucuk ikinci bagimsiz ulkesi Monaco. Yuzolcumu sadece 2 kilometrakare. Akdeniz kiyisinda, Fransa sinirlari icinde bir prenslik. Resmi dili Fransizca.

Monaco Sarayi, bir tepenin ustune insa edilmis. Sarayin etrafindaki bahceler bakimli, envai cesit ciceklerle donanmis. Burada yemyesil bahceler arasinda dolasirken, bir yandan da ayaklarinizin altinda uzanan masmavi Akdeniz'in muthis manzarasina hayran kaliyorsunuz. Sehir (veya ulke demek daha dogru aslinda:) sarp kayalar ustune kurulmus. Yuksek binalara cok dik ve dar sokaklardan ulasiliyor. Sehirde cogu yerde asansorler mevcut. Ust sokaktan bir alt sokaga kolayca gidebilmek icin.

Sarayin onundeki genis meydana cikan sokaklar bir kac metreden daha genis degil. Buralar turistik esya dukkanlari ve lokantalarla dolu. Cocuklarin "anahtarlik" ve benim "buzdolabi miknatisi" kolleksiyonlarimiza birer Monaco hatirasi eklemeyi ihmal etmiyoruz.


Monaco, dunyaca unlu Formula1 araba yarislari ile de unlu. Delikanlilik caginda bir oglunuz olunca, siz de onun ilgisini ceken olaylarla ilgilenmek durumunda oluyorsunuz. Evet, asagidaki fotografta oglumun isaret ettigi noktadan basliyormus Formula1. Yarislari izlemek isterseniz, bu sene Mayis ayinda yapilacaklari maalesef goremiyeceksiniz, zira biletler bir sene onceden satiliyormus ve fiyatlar 90 ila 500 euro arasinda degisiyormus. Civardaki ev sakinleri evlerinin balkonlarini binlerce euro karsiliginda kiraliyormus yaris zamaninda.

Hafta sonlari gezilerimizde aliskanligimiz oldu; evde ekmek arasi basit bir seyler hazirliyor, sirt cantamizda yanimiza tasiyor, guzel manzarali, sakin bir yer bulunca karnimizi doyuruyoruz. Gayet de pratik oluyor. Bu sefer aziklarimizi Monaco Sarayinin etrafindaki Akdeniz manzarali bahcede yedik. Yanimiza aldigimiz az miktarda yiyecek, bize de yetti, misafirlerimize de. Monaco'da kimi mi agirladik? Sarayin ac kuslarini:)

Martilar tetikte ucuyor adeta. Elinde bir sey yiyen birini gorunce hemen iniyorlar, cok yakininiza kadar geliyorlar. Hemen yakinimizdaki turistlerin ellerinden sandviclerini kapacak kadar hizlilar. Benim kus hayrani kizim, martilarin kapkaccilik yapmasina gerek birakmadan yemegini onlarla paylasti bile. Ama kus arsiz:), azla yetinmiyor, gitmedi yanimizdan uzun bir sure... Hic buradakiler kadar buyuk marti gormemistim. Demek ki her gelenin elindekini kapa kapa epey kilo almislar:)

En son resim, Eze Village'e ait. Sarp kayaliklar ustune kurulmus bir baska guzel mekan.


1 Yorum:

Adsız dedi ki...

Manzaralar harika