09 Mayıs 2007

Endulus Notlari-2 (Kurtuba Buyuk Camii)

Girnata ve Kurtuba arasi yaklasik 1,5 saat. Zeytin agaclari ile donanmis daglar, tepeler arasindan yaptigimiz yolculuktan sonra hava kararmadan Kurtuba'ya variyoruz. Kapanma saatinden evvel camiyi ziyaret etme niyetindeyiz. Velakin caminin yakinlarinda park yeri bulmak ne mumkun?










Araba ile sehrin dar sokaklarinda dolasiyoruz. Bir arabanin zar zor sigabildigi daracik Kurtuba sokaklari, pencerelerinden sardunyalarin sarktigi beyaz badanali sevimli evlerle dolu. Burasi sehrin eski mahalleleri olmali.Yer yer turistik esya dukkanlari, lokantalar, oteller var. Sokaklar cok kalabalik ve bu kalabaligin tamamina yakininin turist oldugunu dusunuyoruz. (Sokak resimlerinden bir kaci bu siteden alinma.)

Caresiz, sehrin tam ortasindan gecen ve genis bir yataga sahip olan Vadi-el Kebir nehrinin karsi tarafina geciyoruz, arabayi park edip, onca yolu geri yurumemiz, daha dogrusu kapanma saatinden once camiye girebilmek icin kosmamiz gerekiyor...
Kurtuba gercekten guzel bir sehir. Vadi-el Kebir nehrinin iki yakasinda alabildigince genislemis, genis ve dumduz bir alana kurulmus... Nehrin bir yakasinda sehrin eski mahalleleri var, diger yaka yeni yapilarla dolu. Ama buralarda bile binalar cok yuksek degil. Ferah ve duzenli bir yapilasma hakim.
Kurtuba, Ispanya' da 800 yil boyunca hukum suren Endulus Emevi devletinin baskentligini yapmis bir sehir. Kurtuba hakkindaki aciklayici bilgiyi endulus.net deki yazidan oldugu gibi aliyorum buraya: "10.yy da sultanlık yapan III. Abdurrahman zamanında İspanya'nın başkenti Kurtuba'nın nüfusunun 500 bin civarında ve şehrin Vadi el-Kebir boyunca 5 kilometre uzandığı belirtiliyor. Ibni Rüşd'ün kadılık yaptığı, Ibni Hazm'ın bir ara vezirlik yaptığı ve kütüphaneleriyle ünlü şehir Kurtuba. Bir kütüphanesinde 600 bin eserin bulunduğu edebiyat ve ilim alanında zirve bir şehir. 21 banliyö, 500 camii, 70 halk kütüphanesi, 300 hamam, 13 bin dokumacı, senede 60 bin kitabın yazıldığı ve kilometrelerce uzunluğundaki kaldırımlı ve ışıklı yollarıyla Avrupa'nın en büyük metropolü. Zamanında onun altında Konstantinepol (Istanbul) ve Bağdat vardır..." Ve bu zaman diliminde Avrupa'nin geri kalan yerlerinde orta cag yasaniyor...

Tabelalari izleyerek camiyi buluyoruz: La Gran Mezquita: Buyuk Cami.
Iceri girince, onca telas ve kosturmaca bitiyor. Bambaska bir alemdeyiz artik. Fotograflarina bakip ic gecirdigimiz Kurtuba Camisinde miyiz gercekten, yoksa bu bir ruya mi? Bunun bir ruya olmasini ve uyandigimizda burayi bir muze&katedral olarak degil de, gercekten bir cami olarak gormeyi arzu ediyoruz. Ama maalesef bu bir ruya degil ve bu Buyuk Cami'nin dort bir yani aziz heykelleriyle, haclarla dolu. Icimiz yaniyor. Kurtuba Buyuk Camii denince hep bu resim canlanmadi mi zihnimizde? Ucu bucagi yokmus gibi gorunen genis bir mekan, kirmizi-beyaz kemerli sayisiz sutun... Okudugum bir yazida Kurtuba Camii soyle tasvir ediliyordu: "...Çöldeki bir vahayı ve vahaya yayılan hurma ağaçlarını andırıyor bu cami. Vaha; yanan yüreklere bir serinlik, kavrulmuş dudaklara bir hayat, cehennem sıcağında cennet özlemi. Bir sütunun her iki yanına uzanan katmerli kemerler, hurma ağacının her iki yanına yayılan dallarının ve yapraklarının görünümünden farksız. İşte, kültür, estetik, inanç ve felsefenin bütün olduğu tek eser... Kemer taşları kırmızı ve beyaz... yani çöldeki güneş ve kum... " Ben de ayni seyleri hissediyorum bu bin sutunlu "Buyuk Mescidi" n icinde.
Ve iste Mihrap. Burasi ozel korunma altinda. Demir parmakliklarla cevrilmis. Yuregimizin acisi, buralara turist sifati ile geliyor olmanin verdigi utanma duygusu, Endulus'u elden cikartan hatalar icin bizim duydugumuz pismanlik... bunlar gecerli mazeretler mi? Bunlari dile getirsek, bu mihrapta namaz kildiracak bir imam bulabilir miyiz acaba? Caminin icinde kisim kisim hucreler halinde duzenlenmis bolmeler mevcut. Buralar Hristiyanlar icin ozel ibadet bolumleri. Her biri heykeller, haclar, mumlar ve ciceklerle donatilmis.
Carmiha gerilmis Isa heykellerine alistik artik. (Isa As i nezih tutarim, bu heykellerin alisilagelmis isimlerini kastediyorum sadece.) Zaten fethedilen yerlerde beklenen bir taktik bu, ibadethanelerin kendi inanclari dogrultusunda degistirilmesi. (Is bu noktaya gelmeden tedbiri almali elbet, ondan sonrasinda dovunmenin faydasi yok maalesef...)
Amma, Kurtuba'nin dususunden sonra sehrin anahtarinin Ispanyollara sunulusunun resmedildigi tablo cok uzdu bizi ve biraz daha yaraladi icimizi. Bir ibadethaneye hic yakismayan bir manzara bu.

0 Yorum: