22 Mayıs 2007

Endulus Notlari-5 (Elhamra Sarayi)


Daha once bilet bulamadigimiz icin giremedigimiz Elhamra Sarayini ziyaret icin yeniden Granada'dayiz. Geceyi bu sehirde geciriyoruz. Bizim gruptan erken kalkmayi goze alan bir kac fedakar, sabahin 6 sinda dayaniyorlar sarayin kapisina. Giseler 8 de aciliyor olmasina ragmen, uzunca bir kuyrukta bekledikten sonra bilet almayi basariyorlar. Kahvaltiyi filan unutup yola koyuluyoruz. Girisimiz boyle zorlu olunca israrimiz da, heyecanimiz da artiyor sanki.
Biletlerde 3 adet kupon var. Nasrid saraylari (Nasrid, Nasiriler veya Beni Ahmer: Endulus hanedanligina verilen ad), 5. Carlos'un sarayi ve Alkazar. Nasrid kismi bunlarin en gormeye deger olani bence. Nasrid hanedaninin kurucusu Ebu Abdullah bin Muhammed bin el-Ahmer tarafindan insa edilmeye baslanan ve Endulus ustalarinca ince ince islenen, her yeni Endulus sultani ile biraz daha degisen, biraz daha guzellesen bir mekan. Zaten butun turistlerin de en cok gormek istedikleri yer burasi. Bilhassa bu kisma sinirli sayida ziyaretci aliniyor ve bilette belirtilen yarim saatlik zaman diliminde girmezseniz biletiniz yaniyor. Diger bolumlerde boyle bir kisitlama yok.

Elhamra' nin arapcada kelime karsiligi kirmizi demek. Saray bu ismi uzerinde yukseldigi tepenin kirmizi topragindan aliyor. Diger bir goruse gore de, hukumdar Muhammed bin Ahmer'in adindan. "1001 gece masallarindaki rüya sarayların gerçek alemdeki izdüşümü sayılabilecek olan Elhamra'nın doğal çevreye uyumu, girift yapısı, farklı süslemeleri ve yaşanan mekan ile su ve yeşili belli bir ahenk içinde buluşturabilmesi, kazandığı şöhretin hiç de haksız olmadığını gösteriyor." (wikipedia'dan)

Nasrid sarayinin kapisinda da uzunca bir giris sirasi var. Iceri giren her grupla birlikte "aaaa, woowww..." sesleri tasiyor disariya. Sanki disarida bekleyenleri daha bir meraklandirmak icin... Sira bize gelince o sesleri cikaranlara hak veriyoruz ve bunca cabaya degermis gercekten dedirtecek manzalar esliginde, merakli ve hayran bakislarla giriyoruz saraya.

Ilk girdigimiz salonun adi Meshver (Mexuar). Epey degisiklige ugramis olmasina ragmen, sarayin kurtulabilmis en eski bolumu oldugu dusunuluyor. Bu salon, sarayin mahkeme salonu olarak kullanilmis. Zaten giris kapisina yazilmis olan ifade de bunu dogruluyor:

"Gir ve adalet istemekten korkma, zira onu burada bulacaksin."

Bir zamanlar sarayin mescidi oldugu soylenen salondan ve bir koridordan geciyoruz. Duvarlardaki suslemelerin arasinda tekrarlanan yazi dikkatimizi cekiyor: "La Galibe Illallah. (Allah'tan baska galip yoktur.)"

Mesver'in ic avlusunun tam ortasinda, fiskiyeli kucuk bir tas havuz var. Karsi duvardaki ince suslemeleri hayran hayran seyrederken, arkamizi donmeyi akil ediyoruz ve... bu tarafin da bir baska guzel oldugunu goruyoruz...Hayranligimiz artiyor. Ziyaretcilerin sultani beklerken konakladiklari Altin Odayi da gorup, Komares Sarayinin bahcesine variyoruz. Tam ortada buyuk bir havuz, etrafinda bir cok salon ve odalar. Bu kisim, politik ve diplomatik etkinliklerin mekani imis. Bu bahcenin bir adi da "The Courtyard of Myrtles" yani "Mersin Avlusu" Havuzun etrafinda dikili mersin bitkilerinden geliyor bu isim. Havuzun her iki basinda fiskiyeli kucuk havuzcuklar var. Yagmur basliyor. Fakat kucuk havuzun kenarinda dinlenen kusun hic umurunda degil, islansa da yerinden kimildayacaga benzemiyor. Gordugu ilgiden ve fotografini ceken turistlerden memnun, biraz da kurumlu sanki...
Havuzun karsi tarafinda ikinci ve ucuncu katlarda tahta panjurlarla kaplanmis pencereler goze carpiyor. Mahremiyet ve gizem, buralar sarayin hanimlarina ait odalar olmali...
Komares bahcesinin guney tarafindaki heybetli kapidan Buyukelciler Salonuna giriyoruz. Burasi sultanin yabanci elcileri kabul ettigi salon. Duvarlarin alt kismi renkli mozaiklerle kapli, ust kisimlarda tavana kadar hic bos alan kalmamacasina ince suslemeler, arapca motifler var. Ve tum bunlarin aralarinda yine hep ayni slogan: "La Galibe Illallah." Tavan cok yuksek. Ara ara kucuk pencereler var. Ve duvarlar altin varaklarla suslu. Maalesef gorduklerimizin buyuk bir kismi orjinal degil. Bu bizi cok uzuyor ama, ziyaretimiz anlamini yitirmesin diye fazla da uzerinde durmuyoruz bunun. Aslinin heybetini tahayyul ederek kendimizi motive ediyor ve devam ediyoruz. Ve Arslanli Avludayiz. Bir baska cennet kosesi. Bahceyi cevreleyen incecik sutunlarin sayisi 124. Sutunlarin ustlerindeki revaklarda yine Elhamra'nin sanatkar ustalarinin ellerinden dokulen sahaser islemeler. Ve yine hep ayni soz: La Galibe Illallah. Onlarca, yuzlerce kere, her firsatta tekrarlanmis. Kismet (ya da esimin tabiri ile kismetsizlik); meshur Arslanli Havuza adini veren, bu mekanin en buyuk ozelligi olan arslanlar restorasyon icin yerlerinden alinmis. (Simdi yerinde olmayan) 12 adet arslanin sirtina yerlestirilmis kosegen bir havuz bu. Muhtesem guzelliginin yanisira akillica bir kac islevi de var bu havuzun. Ayni zamanda hem gunes saati, hem de su saati. Hatta soylenenlere bakilirsa arslanların ortasında bulunan bir sistemle, gunun her saatine karsılık gelecek sekilde arslanlardan her birinin agzından sirayla su akisi saglaniyormus; bakiminin geregince yapilabildigi Endulus hukumranligi zamaninda.

arslanli havuzun fotosu buradan alinma

Arslanli avlunun hemen yanindaki "Mokarab Salonu" da restorasyon sebebiyle kapali. Kapidaki aciklamaya bakilirsa bu salon, 16. yuzyilda meydana gelen bazi patlamalardan dolayi zarar gormus ve sonradan aslina hic de uymayan bir tarzda onarilmis. Simdiki tamirat, tavani aslina uygun hale getirmek icinmis, memnuniyet verici... Avlunun etrafinda baska salonlar da var: Birisi "Adalet Salonu" veya "Sultanin Salonu" diye aniliyor. Digerleri ise "Ikiz Kardesler" ve "Abencerraje" salonlari. Ikiz Kardesler salonundaki pencerelerden gorunen bahce; "Linda Raja" bahcesi. Bahceye dar bir merdivenden iniliyor. Ortada yine fiskiyeli bir havuz , etrafinda portakal agaclari...

Elhamra gercekten bir masal saray. Ziyaretcilerini hayran birakan bu alem, Girnata yerlileri arasinda dolasan pek cok hikayenin de mekani. Soylentilere bakilirsa, saraydaki salonlardan biri adini, Girnata' nin soylu Abencerraje ailesinden aliyormus. Abencerraje'lere rakip baska bir aile, onlardan birinin sultanin hanimi ile romantik bir macera yasadigi iftirasini yayinca, sultan bu iftiradan kurtulup adini temizlemek icin Abencerraje'lere bir tuzak dusunmus. Bir aksam yemegine davet edilen 36 Abencerraje, beklenmedik bir anda baslari vurularak canlarindan olmuslar. Salonun tam ortasindaki mermer havuzda oksidasyondan dolayi olusan kirmizi lekeyi iste boyle acikliyor Girnata halki; yuzyillar once oldurulen Abencerraje'lerin kani diye...

Ikiz kardesler salonundan Linda Raja bahcesinin gorunumu

Linda Raja bahcesinden cikiyoruz. Burasi artik Nasrid saraylarinin son ziyaret noktalarindan biri. Otede "Arap Evleri" diye anilan iki katli bir yapi var. Ve yine bir havuz ve yine yerdeki kucuk oyuklardan gelen sular havuza doluyor. "Partal" adindaki bu bolge, zamaninda harika bahcelerin cevreledigi guzel evlerin, malikanelerin mekani imis. "Hanimlar Kulesi" ni de gecip, ince ince yagan yagmurun altinda ilerliyoruz. Cennet'ul Arif sol tarafimizda kaliyor. Vaktimiz olsa, yagmur da yagmasa Cennetul Arif' i bir daha gormek isterdik aslinda. Havuzlardan bahsedince, Endulus'te suyun kullanimi ile ilgili bir kac sey yazmak gerekir. Aslinda bu konu, uzerinde buyuk arastirmalar yapilabilecek derin bir konu. Ortacag Avrupasinin banyo& tuvalet kavramlarindan uzak yasadigi yillarda Endulus'te suyun temizleyici, serinletici, dinlendirici, rahatlatici, hayat verici... butun ozelliklerinden faydanilmis. Endulus'un hamamlari, henuz ortacagi yasayan Avrupa'nin diger yerlerinden gelen ziyaretcilere ikram gibi sunulurken, yagmur sulari yerlerdeki kucuk oyuklarda toparlanmis, bahcelerdeki fiskiyeli havuzlari beslemis. Simdi bizim hayran hayran seyrettigimiz cennet bahcelerin iclerindeki havuzlar hep bir amaca hizmet vermis, hic birisi maksadsiz yapilmamis. Nasrid saraylarindan ayrilip Alkazaba'ya dogru yoneliyoruz. Alkazaba, saraylardan daha once insa edilmis bir kale. Kalenin dukkanlarinin ve askerlerin yasadigi evlerin kalintilarini goruyoruz. Dar merdivenlerden cikinca karsilastigimiz Granada manzarasi cok hosumuza gidiyor. Bembeyaz evler, ara ara bir zamanlar minare olarak hizmet vermis olan can kuleleri... Granada'nin 1492 yilinda Ispanyollarin eline gecmesinden sonra yapimi icin Elhamra'nin bir kisminin yikildigi 5.Carlos sarayinin yanindan gecip cikisa dogru ilerliyoruz. Ve Granada'yi yaklasik elli maddelik bir anlasma ile Ispanyollara teslim edip sehri terkeden Ebu Abdullah geliyor aklimiza. Ebu Abdullah, simdilerde adi "Suspiro del Moro" olan Gozyasi Tepesinden Granada'ya son kez bakar, hickiriklar icindedir. Icindeki izdirap oyle derindir ki, annesinin su sozleri onu fazla etkilemez: "Agla, agla. Bir erkek gibi savunamadigin seyler icin bir kari gibi aglamak yarasir sana."

6 Yorum:

neşe dedi ki...

Merhaba,
İnternette İspanya ilgili araştırma yaparken rastladım blogunuza.Harikasınız.Bir çırpıda okudum hepsini.İspanya'ya gitmeyi düşünüyorum ve yazdıklarınızla heyecanım daha da arttı...

Bir Anne dedi ki...

Merhabalar Nese,
Endulus' e gidecek olmaniz cok guzel, heyecaninizi paylasiyorum.
Dondukten sonra izlenimlerinizi paylasirsaniz memnun olurum.
Sevgiler,
Nurgul

neşe dedi ki...

Size de merhaba,
Sömestir tatilinde Madrid'e gidiyorum.Endülüs için çok araştırma yaptım ve şimdiye kadar bilmediğim pek çok şey öğrendim.Öğrendikçe merakım daha da arttı.Ancak henüz orada kalabileceğim bir yer bulamadığım için sanırım gidemeyeceğim.İspanya'ya gidip Granada'da bulunan,el Hamra sarayını görmeden gelmek beni çok üzüyor...
Sevgiler
Neşe

Bir Anne dedi ki...

Sevgili Nese,
Kalacak yer konusunda, Granada'da buyuk bir cami var. Sanirim epey buyuk de bir musluman cemaat var sehirde. Biz camiye gidemedik maalesef ama, cok yardim sever olduklarini gordum, misafirlere yardim edeceklerini tahmin edebiliyorum. Internetten bunu arastirabilirsiniz belki.
Oralarin tadini bildigim icin, size alternatifler bulmaya memur kildim kendimi:) Size kolay gelsin.

neşe dedi ki...

Merhaba
Teşekkür ederim.Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum.Çok hoş bir insansınız.
Sözünü ettiğiniz camiyi buldum ancak burdan irtibat kurmam imkansız sanırım.Oraya gidince olabilir ama bu da risk demek..Ben burdan 1 gecelik kalabilecek yer bulabilirsem Madrid'den Granada'ya gitmeyi göze alabilirim ancak..Ben diyorum ki müslümanlar organize olup kendi aralarında bir grup oluştursa böyle harikulade yerleri görmek isteyenlere de kapılarını açsalar ne güzel olurdu..Mesela ben İstanbul için böyle bir işe varım..
Sevgiler
Neşe

Bir Anne dedi ki...

Merhaba Nese,
Ben de sizinle tanistigim icin cok memnunum.
Ayrica bahsettiginiz teklif cok guzel. Aslinda benim de blog yazmamdaki en buyuk sebep buydu. Sonradan biraz yemek vs de eklendi ama, ilk niyetim buydu.
Ins Granada' da kalacak yer bulursunuz. Gelismelerden haber bekliyorum:0) Sonu hayrolur ins.
Bu arada fotograf blogumdaki Endulus fotolarini gordunuz mu?
Sevgiler,
Nurgul